YAŞAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YAŞAM etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2013

Zihin Kontrol

 

28 Mayıs 2008

MACAHEL

MACAHEL


Artvin in ilçesi Borçka ya bağlı 6 köyden oluşan yörenin adı.



Camili-Düzenli-Efeler-Kayalar-Maral-Uğur


Bu yerler bu ülke sınırları içinde...
Öyle bakma!
Git gör,
bana da anlat .



Artvin'in Camili (Maçaheli) köyü,

UNESCO koruması altına girdi. Camili, Türkiye'den UNESCO'nun 'İnsan ve biyosfer rezervi projesi'ne dahil edilen ilk bölge oldu.

9 Mayıs 2008

GEZMEDEN GÖRMEK

Barcelona
*
Guadalajara
*

Mtrain
*

Montenegro


Rajasthan


Phof


Wales


France
*




avuç içinde.



Görmek istediğin neresiyse ,iyi kötü bir resim var.

http://www.galenfrysinger.com/most_recent_adventures.htm

.













3 Mayıs 2008

21 - 12 - 2012




21-12-2012



Konularında değeri dünyaca kabul edilmiş bilim adamlarının yaptıkları gözlemler ve analizler, dünyanın hareketine dayalı araştırmalar ve Güneş ile ilgili yapılan gözlemler, 2012 yılında Dünya’da bir dizi felaket olayının yaşanacağı, üstelik 21 Aralık 2012 tarihinde Dünya’da büyük felaket olacağı ve Güneş’ten kaynaklanan bazı etkilenmeler yüzünden dünyada canlı yaşamın büyük ölçüde silineceği söyleniyor.





Mayalar’ın kendi Dünya takvimlerinde 21 Aralık 2012 tarihini 13.0.0.0.0. Buradaki 13 baktun sayısı 400 Maya solar yaşı bu veya 144.00. 13 sayısı kozmolojilerinde kutsaldır onların. 22 Aralık 2012 ise Maya tarihine göre 0.0.0.0.1 olarak yazılmış yani Güneş’in tekrar başlaması da diyebilirsiniz buna.







İLGİNÇTİR;



Guatemala ve Yucatan ormanlarındaki kalıntılar, Mısır’ın dev binalarıyla karşılaştırılabilir. Meksika başkentinin 60 mil güneyindeki Cholula Piramiti’nin taban alanı, Keops Piramiti’ninkinden daha geniştir. Mexico City’nin 30 mil kuzeyindeki Teotihuacan Piramiti ise ek binalarıyla birlikte 12 kilometre karelik bir alanı kaplar. Bütün binalar yıldızlara göre sıralanmıştır. Teotihuacan’dan söz eden en eski kitaplar, tanrıların burada toplandıklarını ve insanlık hakkında, daha «homo sapiens» ortaya çıkmadan karar aldıklarını anlatır.



Ancak M.S. 600 yıllarında tam anlamıyla akıl almaz bir şey oldu! Ansızın ve gözle görülür bir nedene dayanmaksızın bu insanlar büyük güç ve sabırla yaptıkları şehirleri, zengin tapınakları, birer sanat eseri olan piramitleri, heykellerle çevrili alanları ve çok geniş stadyumları terk ederek gittiler. Binalar, caddeler ve bütün taş işleri ormana karışarak yıkıntı haline geldiler. Hiç bir yerli bir daha o bölgeye dönmedi.



18 Mart 2008

New York


New_York valisinin fuhuş şebekesinin müşterisi olduğunun anlaşılması üzerine ortalık birbirine girdi.

Ben New York gibi fahişeliğin bir sanat haline getirildiği ve her zevke hitap eden şekilde örgütlenmiş olduğu bir şehirde güçlü mevkideki bir adamın fahişeye hiç gitmemesinin imkansız olduğunu, bir siyasetçinin öyle davranmaya zorlanmasının insan haklarını ihlal olduğunu düşünüyorum. O şehirde o mevkideki bir adam kendini tutabiliyorsa bence o mutlaka hadım olmalıdır.

..


10 Mart 2008

Uğur MUMCU

“Biz,
istiklal mücadelesinden itibaren sosyal hayatımızda yaptığımız büyük devrimleri köylere götürecek adam yetiştirmek isteriz.
Çünkü ümmet devrinin böyle bir adamı vardır.
Bu, imamdır.
İmam, insan doğduğu vakit kulağına ezan okuyarak, vefat ettiği vakit mezarının başında telkin vererek, doğumundan ölümüne kadar bu cemiyetin manen hâkimidir.
Bu manevi hâkimiyet, maddi tarafa da intikal eder.
Çünkü köylü hasta olduğu vakit de sual mercii imam olur.
Biz
imamın yerine, köye Devrimci_düşüncenin adamını göndermek istedik.”
Hasan Âli Yücel

26 Şubat 2008

DİKKATİMİ ÇEKENLER

AKP_ne_Yapıyor?

Tek cümle ile özetleyebilirim; dünya büyük bir ekonomik krizin eşiğindeyken ve en önemlisi dünya son 150 yılın en büyük ekonomik genleşmesini 2003-2007 arasında yaşadığı dönemde Türkiye sadece Cumhuriyet’in birikimlerini satıp “zaman öldürürken”; AKP’nin yaptığı tek bir şey var: Dünyadaki gelişmelerin sağladığı avansı ülke yararına kullanmak yerine kendi ideolojisi uğruna sadece “sistemle” dalaşmak...

----------------------------------------

Dünyamız, bir şey yapmadan çok şey olmaya kalkan insanlarla dolu. Oysa, “yaşamdaki her şeye, büyük bir şey yaparak başlayınız. Ardından yapacağınız tüm küçük şeyler büyük olacaktır” demiş bir düşünür.

--------------------------------------

Kıyakçı”lık nedir bilir misiniz?Anadolu’da kavruk kalan inekleri döllemek için boğa getirirler ama boğa bir türlü o devasa cinsel organını hayvanın içine sokamaz.“Kıyakçı”lar çağırılır hemen.Bu adamlar elleriyle o devasa organı kavruk ineğe sokuverirler.

Fethullah Gülen medyası ve AKP medyasında yazan çizen bazı “aydın” kalemlere bakıyorum da siz işte tam da busunuz.

Sizler “kıyakçı”sınız.Benim güzel ve yalnız ülkemi hem içeriden hem dışarıdan iğfal etmek isteyenlerin kıyakçıları.

--------------------------------------------

Bilim adamları kadınlardan alınan doku örnekleriyle hem sperm hücresini hem de yumurta hücresini laboratuvar ortamında üretmenin mümkün olacağını belirtiyor.

* 2108’de kadınların erkeğe ihtiyacı olmadan hamile kalabileceği klinikler tüm dünyaya yayılacak.
* 2128’de dünya nüfusunun yüzde 70’ini kadınlar oluşturacak.
* 2158’de sperm bankaları tamamen boşalmış olacak ve son tüp ve son erkek bebek dünyaya gelecek.
* 2238’da dünyadaki son erkek ölecek ve tüm dünya kadın olacak.

--------------------------------------------------

-İlhan_ESEN_Şiirleri

İrecep bey sen bize ,meydanlarda söz verdin ,
Memleketi düzlüğe ,götcem dedin götmedin .
Garşımızda sefilce ,boynunu büküp durdun ,
Haydut ,hırsız ,haksıza ,çatcem dedin çatmedın.


Müslümanız çok şükür ,Batıyınan işimiz ,
Olmaz bizim ,bizlere ,yeter gendi aşımız ,
Dedin emmee ,sayende ,tasmalandı başımız ,
IMF cavırını ,atcem dedin ,

------------------------------------------------

Ulema , âlimin çoğulu. “Sufi Gözüyle Kadın” kitabının yazarı, İlahiyat Profesörü Süleyman Uludağ, bir İslam âlimi. Vakit Gazetesi’nde İslami ahlak uzmanı Hüseyin Üzmez de bir İslam âlimi.
İkisi yan yana, olur size ulema. Üstelik cevazı oybirliğiyle verirler, çünkü çok anlaşırlar: Biri teoride, öteki pratikte seri cima allamesi.
Kadın, bunların önünde tutup kafasını açmaya kalksa, “Tövbe tövbe!” diye gözlerini yumar, “Örtün ey gafile!” diye celallenirler.
Kafaya kelleye gözleri kayarsa, konsantrasyonları bozulur çünkü. İlgi alanları değil.
Biri atıyor, öteki tutuyor.
İlahiyat profesörü, ilahi eserinde “bir gecede bin kadın dölleyen” bir batarya tarif ediyor, ancak hiç havuz problemi çözmediği belli. Musluğun debisi kaç, dakikada kaç milimetreküp akıtıyor, ilk havuz 1 dakikada dolarsa, ikinci, üçüncü, bininci havuz kaçıncı saatten sonra dolar, musluğun içinden geçtiği batarya ettense aşınma payı ve kokmuş kıyma kıvamı, çeliktense ısınma payı, soğutma tesisatı falan gibi hesaplar hak getire.

-------------------------------------

Normal insan evladı gibi flört edersen, bu ülkenin Diyanet’i seni "zina" yapmakla suçluyor... Ama, "dindarım" ayaklarıyla, 9 yaşındaki kızı koynuna alırsan, çıt çıkarmıyor! Üç eşin, dört eşin varsa, normal... Tek eşin varsa, "kerhaneci" diyorlar... "Dini nikáh"ımızı "prezervatif" haline getirdiler... Takıyorsun, her türlü rezilliği yapabilme özgürlüğüne kavuşuyorsun!

Takkeli, takunyalı cahil cühelanın "kanaat önderi" diye, eli ayağı öpülüyor. Camilere tezgáh açıp, "zihin makinesi icat ettik" diye para tokatlıyorlar. Devleti yönetenler, "Davul Tozu Minare Gölgesi Holding"lerin açılışlarını yapıyor. "Faiz haram"sa... Dünyanın en yüksek faizi nerede?

----------------------------------------------------------------------

Uzunca bir zamandır içinde yaşadığı coğrafyaya tahammül edemeden var olmaya çalışıyorum. İşlerin bir gün düzeleceği ve içinde mutlu olacağım bir topluma ulaşacağımız umudunu da çoktan yitirmiş durumdayım.Umudunu kaybeden insan artık hayal de kuramıyor doğal olarak. Ben de çareyi, beni hayal kırıklığına uğratan kurum ve kişilere küsüp çekilmekte buldum.

Küstüğüm ve uzaklaştığım kurum ve kişilerin değişmesini filan beklemiyorum. Sadece beni de kendilerine benzetmesinler diye uzaklaşıyorum onlardan

Artık toplumun bana uymayan kişi ve kurumlarına karşı pasif direnişe geçiyorum. Kolektifist fikirlerin tümüne karşıyım. Çünkü bunların hepsi içine toparladıkları insanlardan tek bir davranış biçimi sergilemesini bekliyorlar. ‘Bireyci anarşist’in doğasına aykırıdır bu beklenti. Belki ‘bireysel anarşist’ eyleme geçebilir ama ‘bireyci anarşist’in hedefi eylemsizliktir.

Hayatlarını ‘yılma, mücadele et’ türünden anlamsızlıklarla geçirenler, mücadelelerinden bir sonuç alamadıklarını ve alamayacaklarını göremiyorlar belki ama ben çoktan yıldım ve yıldığım için mutluyum.

------------------------------------------------------------

Ancak hangi sistemi uygularsanız uygulayın temelde üç önemli parametre vardır. Çalışılan süre (ortalama hayat beklentisi eksi çalışılan süre eşit emeklilik), ödenen prim ve emeklilikte alınan maaş. Bugün, bebek ölümlerini çıkarttığınız zaman 15 yaşında bir Türk vatandaşının hayat beklentisi 77 yıldır (67 saçması total yalandır, ölen bebekler çalışmaz). Ortalama emekli ise 46 yaşındadır. 30 yıl emekliliği hiçbir sosyal güvenlik ve sigorta sistemi kaldıramaz. Bu nedenle de düşük olmayan prime rağmen, hiçbir emekli Türk, emeklilik maaşı ile yaşayamaz, sefil olur! Sorun sistem sorunudur!

http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=112199,10,12

--------------------------------------------------------

Hazmettire_hazmettire

“Ben İstanbul’un imamıyım . Elhamdülillah şeriatçıyım. Yılbaşına karşıyım. Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok..”

Sayın Başbakan, “İstanbul’un imamı siz değilsiniz. 4 nesildir bu kentli olan benim. Yılbaşını da kutluyorum, Atatürk’ü de ayakta anıyorum. Çok sevdiğiniz Tevfik Fikret ile Mehmet Rauf’u incelerseniz benim kim olduğumu da öğrenirsiniz. Hatta Necip Fazıl Kısakürek’e de bakın biraz. Kabataş vapur iskelesinden kalkan 03.00 arabalısından bakın sevgili üstadınıza. Öğrenmemek ayıp değildir.”



-------------------------------------------------------------------

AKP iktidarıyla gelinen talihsizlik.
------------------------------------------------------------------------
'En az üç çocuk' ikiyüz yıl önce çürüdü

Malthus teorisinin tarihi 1803. Buna göre:
Kaynaklar kıt, ihtiyaçlar sınırsız. Artan nüfus, kıt kaynakları hızla tüketeceği için, nüfus artış hızını önlemek gerek. Çünkü, yüksek nüfus artışı işsizlik, düşük ücret ve yoksulluk demek. Yoksulluğu önlemek için, nüfus artış hızını düşürmek gerek.
------------------------------------------------------------------------
insanlar Kürtçe dışında başka dil bil-mi-yoooor.

-----------------------------------------------------------------------
AKP’nin yeni Türkiye’si
-----------------------------------------------------------------------

“Türbanını çıkar demek, donunu çıkar demektir”.

Türkiye 1994, 1999 ve 2001 yıllarında üç kriz yaşadı.


--------------------------------------------------------------------

"Semercinin ölmesi için değil, bizi eşeklikten kurtarması için Tanrı’ya dua edelim!"

----------------------------------------------------------------------


Kimdi o ABD’ye ’rest’ çeken?..
----------------------------------------------------------------------


Böyle bu işler...

Al parayı.

Sen de kömürü al.

Kes sesini!

Ne onuru?

-------------------------------------------------------------------


Üçüncü Dünya Savaşı Türkiye’den mi çıkar?
------------------------------------------------------------------

Elleri kınalı ana kuzuları , sırtlarında 40 kilo çanta, eksi 26 derecede , karda-dağda yatıp, kahpe pusulara düşerken... Ceylan derisi koltuklarda oturan milletvekillerimiz,
gece yarısı sızma harekátıyla , kendi emekli maaşlarına yüzde 70 zamcık yapmaya kalkışıyorsa...

25 Şubat 2008

HAYRETTİN KARACA








ALKIŞLAR
HAYRETTİN KARACA
İÇİN

PARAM VAR AMA TÜKETMEYE HAKKIM YOK!

Kırmızı süveteri delik deşik olmasına rağmen hala üzerinde; ayakkabısı da yamalı. Sökük paltosunu, pantolonunu, yakalarını ters-yüz ettiği gömleklerini yıllardır kullanıyor.
10 yıldır hiçbir şey almamış üzerine. Karaca markasının ve TEMA Vakfı'nın kurucusu Hayrettin Karaca "param var ama tüketmeye hakkım yok" diyerek 'al tüket ve yok et'
diyen tüketim toplumuna açtığı savaşla gurur duyuyor.






Şimdi borcumu bilgi sahibi olarak ve bunu aktararak ödüyorum. Okumak ibadettir. Okumamak cumhuriyete ihanettir."



185 MİLYON AFRİKALI HER GÜN AÇLIKTAN ÖLME RİSKİ İLE

YAŞIYOR...



BİR ALYANS İÇİN 3 TON ZEHİRLİ ATIK..

TEMA Vakfı Yayınları'ndan çıkan "Dünyanın Durumu 2004" raporlarını yorumlayan Karaca şu tespitlerini aktarıyor: ·


Dünyada makyaj malzemesi için yapılan harcama 18 milyar dolar. Dünyadaki tüm kadınların üreme sağlığı için gerekli para 12 milyar dolar. ·

Avrupa ve ABD'de evde beslenen hayvanların mamasına harcanan para 17 milyar dolar.

Dünyada açlığın ve yetersiz beslenmenin sona erdirilmesi için
gerekli para 19 milyar dolar.
Parfüme harcanan para 15 milyar dolar.

Evrensel okur-yazarlığın sağlanması için gereken yıllık ek yatırım 5 milyar dolar. ·

Deniz seyahatlerine harcanan para 14 milyar dolar.

Dünyada herkese temiz içme suyu sağlanması için gerekli para 10 milyar dolar.
· Avrupa'da dondurmaya harcanan para 11 milyar dolar.

Her çocuğun aşılanması için gerekli miktar 1,3 milyar dolar.
· Satışa hazır 1 ton altın elde etmek için 300 bin ton atık üretilir. Başka bir deyişle altın bir alyans için ortaya çıkan atık miktarı 3 tondur.

Bu atıkların çoğu siyanür ve kimyasal maddeler içerir.

21 Ocak 2008

TÜRBAN





Türbanlı bir yazarın yazılarını okurmusunuz?

Ergin: Türbanlı birini yazar yapmam

Dün akşam Full Ekran `da Cengiz Semercioğlu `nun konuğu olan Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin , hangi soru üzerine "Türbanlı birini Milliyet "te yazar yapmam" dedi ve gerekçesini açıkladı.
Semercioğlu `nun "Akşam türbanlı yazar Elif Çakır `ı yazar yapıyor, siz yapar mıydınız" sorusu üzerine Sedat Ergin şöyle yanıt verdi:
"Türbanlı birini Milliyet "te yazar yapmam, ona yazı yazdırmam. Her gazetenin bir kimliği var. Benim kimliğime, duruşuma türbanlı yazar uymuyor. Ayrıca türbanlı yazar demokrasinin bir ölçüşü de değil. Bizim çizgimize türbanlı yazar uymaz ."
Yayın sırasında gelen tepki mesajlarına ise Ergin şöyle bir açıklama yaptı: "Türbanlıların da yazacağı gazeteler var. Yeni Şafak , bir Kemaliste köşe verir mi..."

http://www.tumgazeteler.com/?a=2321118

REFLEKS



Doğal bir refleks olsa gerek.Mekanizma bir olağanüstü durumda hangi yaşta olursa olsun , varlık nedenini ortadan kaldıracak durumu değiştirmek için çözümü buluyor ve derhal devreye giriyor.İşte bu sistem Türk lerde ,kurtuluş harbi döneminde devreye girmiş.Şimdilerde birkez daha "bu doğal savunma mekanizmasının" devreye girmesini bekliyoruz.Bekliyoruz çünkü,ortalama eğitim seviyesi "düşünüp davranarak" kendisini olası sorunlara karşı korumaya müsait değil.

27 Aralık 2007

DİKKATİMİ ÇEKENLER

Nice yıllara Nâzım Hikmet!

Yapraklara dallara
Yeşillere allara
Nice nice yıllara Nazım
Nice nice yıllara
Zülfü_Livaneli -16 Ocak

-------------------------------------------------------------------------------

"31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 41'inci maddesinin birinci fıkrasının (7) numaralı bendinde belirtilen ilan ve reklam giderleri, gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak gösterilemez."

"Md41/7) (3571 sayılı Kanunun 25'inci maddesiyle eklenen bent) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50'si (Bakanlar Kurulu, bu oranı %100'e kadar arttırmaya, sıfıra kadar indirmeye yetkilidir.) gider olarak indirilemez."
Yavuz Semerci -15.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------------


Dünya Bankası’nın geçtiğimiz hafta yayınlanan Global Economic Prospects adlı yeni raporuna göre dünyanın 2008 yılında bir miktar yavaşlayacağı kesin, ancak bunun büyükçe bir resesyon olması, daha küçük bir olasılık.

Dünya geneli 2007 yılındaki yüzde 3.6 düzeyindeki büyümeden, 2008 yılında yüzde 3.3 düzeyine inecek. 2009 yılında ise yeniden düzelerek, yüzde 3.6 reel büyüme yaşayacak, toparlanacak.

http://www.sitemedya.com/ydenizgokce.asp



Kafası bozulan vatandaş, eline aldığı telin ucuna kancayı takıp elektrik hattına atıyor..

Böylece şikâyetçi olduğu yerli dizileri elektrik parası vermeden seyredebiliyor..

(Diyarbakır da kaçak elektrik kullanımı yüzde 80.. Hükümet adamları söylüyor..)

Geçen gün bir “Arslan Belgeseli” izledim.. Çok affedersiniz, bu mahluklar günde yüz elli kez çiftleşiyorlar..

Kıçı açık olmayan tek bir maymun görüntüsü yok..

Börtü böcek takımı bile “doğa pornosuna” malzeme olmuş.. Bir sivrisinek tanıdım bu belgesellerde, alınmasın ama sanki Tecavüzcü Coşkun’un kanatlısı..
Selahattin_DUMAN -15.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------

UZUN_YAŞAMA_SIRLARI
-----------------------------------------------------------------------------------

Mustafa Denizli “Allah’ıma şükürler olsun” dediğinde tarihe bir not düşmüştü. Bugün Allah’ın adını propaganda amacıyla kullanan futbol karakterlerinde ise herhangi bir başarı yok, sadece retorikle işi götürme amacı var.
http://www.sitemedya.com/xaksam.asp
----------------------------------------------------------------------------------

BİR TÜRK GENCİNİN ATA'YA HİTABESİ

Sevgili Atam;
Sana bu hitabeyi 33 yaşına girmiş,
Gelecek güzel günlerden çoktan umut kesmiş,
Temel eğitimini tamamlamış,
Ve ancak şimdilerde seni tanıyabilmeye başlayan,
Türk istikbalinin evlatlarından biri olarak yazıyorum.
Fatih_Altaylı – 10.Ocak
-------------------------------------------------------------------------------

Dışborçların yapısı

TÜRKİYE’nin dış borçları 2007 yılının eylül ayı itibariyle 237 milyar dolar oldu. Ekonomik büyümenin hızlanmaya başladığı 2002 yılının eylül ayına göre, dış borçlar dolar bazında yaklaşık iki kat arttı. Euro bazındaki artış ise yüzde 32 oldu.

Milli gelirimize göre bakacak olursak, dış borçlarımız 2002 yılının eylülünde o tarih itibariyle son on iki ayın milli gelirinin yüzde 76’sı iken, 2007 yılının eylül ayında aynı bazda yüzde 52’si olmuş

Son beş yılda devletin dış borçları 62.7 milyar dolardan 74.1 milyar dolara geldi. Artışın çok önemli bir bölümü kur farklarından kaynaklanmaktadır. Dış borçları Euro cinsinden ölçseydik, kamunun dış borçlarının son beş yılda 11 milyar Euro kadar azaldığını görebilecektik.
Ercan_KUMCU – 11.Ocak
---------------------------------------------------------------------------------

Konak Meydanı'na yarım saatlik mesafede, Tahtalı Baraj Havzası içinde, bütünüyle, doğal sit alanı ilan edilmiş bölgedeki Kavacık Köyü'ne 2-3 km mesafede yeralan bir ormanın görüntülerini ileterek cevaplandırmanızı istirham ediyorum. Bir yıldan fazla zamandır buralarda çam ağaçları kesiliyor tomruk haline getiriliyor, tepeler boydan boya çıplak hale geliyor ve Orman İdaresi yine çam ağaçlarını kesiyor, tomruk yapıyor. Arazi baştanbaşa ağaç gövdeleriyle dolu, kimseler koskoca ormanın yokoluşuna bir şey demiyor.
Referans -9.Ocak
---------------------------------------------------------------------------------

"kadınlar tuvaleti"ne girdim. İçeride üç türbanlı genç kız vardı. Yanlarından geçip, kabine girdim. Çıktığımda birini ayağını lavaboya uzatmış, abdest alırken gördüm. Yerler sırılsıklamdı, lavabo kenarı da aynen öyle. Şok içinde yanındaki lavaboya elimi yıkamak üzere uzandığımda, ayağından sıçrayan suların elime geldiğine de şahit oldum
Ayşe_ARMAB -9.Ocak
----------------------------------------------------------------------------------

Son 60 yılda bu ülkede kimlerin başbakanlık yaptığının listesini çıkardım.
Bu ülkede en fazla imam hatip okulu hangi dönemde açıldı?

Sakın 12 Eylül askeri dönemi olmasın?
“Yüzde 46.5’un hangi öfkeyi temsil ettiğini mi merak ediyorsunuz.

Merak etmeyin o "kutsal isyanı" da göreceksiniz.

Ne zaman mı?

O yüzde 46.5, öfke seli haline gelip, kolu Rolex’li, cipli, Guccili "türbanlı elit klanını" indirdiği zaman.”
Ertuğrul_ÖZKÖK -9.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------

"Beyinsel çalışmalar" ise, netleşmemiş çapaklı bir kavram.
Hayatında hiçbir şey yazmamış olan Sokrates ile Diojen; tahtanın neden yüzdüğünü, taşın neden battığını merak eden Arşimed; iç açıları aynı olan "büyük" ve "küçük" üçgenler arasındaki benzerliğin tılsımına aklını taktırmış olan Tales, çalışkan mıydılar?

İnsanlar dünyaya çalışmak, yahut savaşlarda ölmek için mi geliyorlar?
Bir yamukluk yok mu böyle bir koşullanmada?
Çetin_ALTAN -9.Ocak
----------------------------------------------------------------------------------

Aşırı parfüm sıkma hali neyin alameti?


Orta yerde bilimsel bir sonuç var.. Araştırmaya göre “mutsuz kadın” aklına estikçe kendine bolca parfüm sıkıyor.. Bundan maksat ozon tabakasındaki deliği büyütmek değilse ne? İşte erkeğin bulması gereken cevap bu..
Selahattin_DUMAN 9.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------

İstanbul’da birbiri ardına alışveriş merkezi açıladursun, müze sayısı 34’tür. İstanbul’dan dört kat küçük Paris’te ise 57 müze olup, sonuncusu bir yıl önce açılan etnik sanatlara değgin “İlk Sanatlar Müzesi”dir. Bu müzelerde ve saraylarda halen devam etmekte olan evrensel çapta önemli süreli sergilerin sayısı ise 32.

Fransa genelinde 929 müzenin 2006 yılındaki yerli yabancı ziyaretçi sayısı, kültür bakanlığı istatistiklerine göre 67 milyon 59 bin 829’dur, desem, acaba kültür hizmetinin önemi anlaşılır mı?
Mine_kırıkkanat – 9.Ocak

------------------------------------------------------------------------------------

-“Araştırmada bütün sonuçlar AK Parti adına son derece pozitif. Bugün seçim olsa oyu %51.9... CHP %10 çıkmış, MHP %10.5...

İnsanlığı tehdit eden ve ülkemizin gündeminin birinci sırasına oturmaya aday ‘küresel ısınma ve iklim değişikliği’, bu araştırmaya göre milletin umurunda değil... Canlılığın %80’lere varan oranlarda yok olma olasılığından söz ediliyor... Hem de bunun 10-15 yıl içinde gündeme geleceği iddia ediliyor... Yani yakın bir gelecekte yukarıdaki maddelerin hepsi anlamını yitirebilir. Ancak bizim milletin umurunda değil. Sadece gelecek 5 yıldaki öncelik tahminleri sorulduğunda saymış bizimkiler ‘küresel ısınma ve iklim değişikliği’ni, o da ‘susuzluk’ olarak...

Bence esas vahim olan bu..”
Ali_SAYDAM -7.Ocak
---------------------------------------------------------------------------------

Basil Zaharoff
Basil Zaharoff, Muğla’da dünyaya geldi.
İngiltere’nin "Sir" unvanı verdiği; Fransa’nın Legion d’Honneur nişanı taktığı; Oxford ve Sorbonne üniversitelerinde edebiyat kürsüleri açtıran; Balzac Edebiyat Ödülü’nü kuran "ölüm taciri" Basil Zaharoff, ticaret hayatına İstanbul’da genelevde başladı.
Soner_YALÇIN -6.Ocak

----------------------------------------------------------------------------------

Gayrimenkul_Vergileri
------------------------------------------------------------------------------------

Muhafazakâr bir eşcinsel
Geçen akşam, Türkiye'nin, laf dengine gelirse yırtılmakta sakınca görmeyen iki ünlüsü, NTV'nin Haydi Gel Bizimle Ol! programındaydılar.
Müjde Ar ile Cemil İpekçi, öğrendik ki kırk yıllık dost imişler. Cemil'in, lafına tabanca sıktırmayacağını bildiğinden olacak, Müjde de onun aklını durduracak, kıçını tavana vurduracak laflar etmeyi hiç denemedi.
Hakkı_DEVRİM -5.Ocak

------------------------------------------------------------------------------------
Tarihteki en sıcak 11 yıl, son 13 yıl içinde yaşandı.
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=50123&cat=200&dt=2008/01/05
------------------------------------------------------------------------------------

Diyarbakırlı bir çocuk

memleket isterim gök mavi, dal yeşil..
tarla sarı olsun
kuşların, çiçeklerin diyarı olsun
memleket isterim
ne başta dert...
ne gönülde hasret olsun

kardeş kavgasına nihayet olsun
Yılmaz_ÖZDİL -5.Ocak
--------------------------------------------------------------------------------------

Bush’un işbaşına geldiği 2001 yılında, Amerikan bütçesi milli gelirin % 2.4’ü kadar fazla verir haldeydi. Bugün ise milli gelirin 3.6’sı kadar açık vermektedir. Cari açık 850 milyar dolardır.
Irak’taki harp şu ana kadar Amerika’ya resmen 500 milyar dolara mal olmuştur. Petrol fiyatları ise 20-25 dolardan 90 dolara çıkmıştır.
Ege_CANSEN -5.Ocak
-------------------------------------------------------------------------------------

80_Yıl_Önce

----------------------------------------------------------------------------------
Cari işlemler dengesi (milyon dolar) 2000 -9.823
2001 3.393
2002 -1.519
2003 -8.036
2004 -15.599
2005 -22.604
2006 -32.864
2007-10 -29.065
Erdal_SAĞLAM -3.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------

Kürt devletinden vazgeçildi.ABD “Orta Doğu’daki tercihim Türkiye” politikasına doğru kayıyor.
Yiğit_BULUT -3.Ocak
----------------------------------------------- ------------------------------------

Bugüne kadar kaç Kürt isyanı oldu?
M.Ali_BİRAND
-----------------------------------------------------------------------------------

Eyyyyy ordu! İslamcıların gelmesinden sen sorumlusun.
Yalçın_küçük -3.oCAK

----------------------------------------------------------------------------------
"Karısı AKP’den milletvekili olan Salih Memecan cumhuriyetçilere saldırırken Atatürk’ü hedef aldı


Salih Memecan, Sabah gazetesinde yayınlanan karikatüründe, Cumhuriyet mitingine katılan kadınlarla alay etti. Sözde karikatürist, kadınların ellerine üzerinde “çirkin” çizdiği Atatürk’lü Türk bayrağı da tutuşturdu..."
Yeniçağ 3-Ocak
---------------------------------------------------------------------------------
Yattığın yer nur olsun Atatürk
Dünyada yalnızca 14 milyon Yahudi var. Tek bir Yahudiye 100 tane Müslüman düşmektedir. Buna rağmen Yahudiler tüm Müslümanların toplamından yüz kez daha güçlüdürler.NEDEN?
FATİH_ALTAYLI - 3.Ocak
---------------------------------------------------------------------------------
“2002'de iç ve dış borç, kamu ve özel toplamı 218 milyar dolar. Bugün 436 milyar dolar. Tam iki katı.

Son beş yılda, Türkiye büyüyor, nutuklarının arkasındaki gerçek bu. Türkiye büyüyor, ama biz büyümüyoruz. Bizim refahımız geriliyor. Bu borç bizim sırtımızda. Birileri, bizim sırtımızdan büyüyor.

SİYASAL FELAKET

Refahı sürdürebilmek için, cepten yiyoruz. Kredi kartından.

Kredi kartı pratik ve modern. Madem büyüyoruz, o zaman gördüğümüzü alalım.

2002'de hepimizin kredi kartı borcu toplam dört milyar dolar. Büyüyoruz, gördüğümüzü alıyoruz, kredi kartı borcu bugün toplam 74 milyar dolar.

Hani nerede bizim refahımız? Tam bir aldatmaca ve göz boyama.

Devletin, özel sektörün ve tek tek insanların bu ölçüde borç altına girmesi, siyasal felaketlerle sonuçlanıyor. Tarih öyle, öyle bir coğrafyada yaşıyoruz.

Aldatmanın bir diğer yönü, dış ticaret. Övünüyoruz, ihracat 112 milyar doları aştı, diye. İyi ve başarılı. Ama, ithalat da 177 milyar doları aşıyor. 65 milyar dolarlık açık. Bu açığın milli gelire oranı yüzde 12.5. Bu bir rekor.”
-yalçın doğan 19.12.2007-
2002'de iç ve dış borç, kamu ve özel toplamı 218 milyar dolar. Bugün 436 milyar dolar. Tam iki katı.

Son beş yılda, Türkiye büyüyor, nutuklarının arkasındaki gerçek bu. Türkiye büyüyor, ama biz büyümüyoruz. Bizim refahımız geriliyor. Bu borç bizim sırtımızda. Birileri, bizim sırtımızdan büyüyor.

SİYASAL FELAKET

Refahı sürdürebilmek için, cepten yiyoruz. Kredi kartından.

Kredi kartı pratik ve modern. Madem büyüyoruz, o zaman gördüğümüzü alalım.

2002'de hepimizin kredi kartı borcu toplam dört milyar dolar. Büyüyoruz, gördüğümüzü alıyoruz, kredi kartı borcu bugün toplam 74 milyar dolar.

Hani nerede bizim refahımız? Tam bir aldatmaca ve göz boyama.

Devletin, özel sektörün ve tek tek insanların bu ölçüde borç altına girmesi, siyasal felaketlerle sonuçlanıyor. Tarih öyle, öyle bir coğrafyada yaşıyoruz.

Aldatmanın bir diğer yönü, dış ticaret. Övünüyoruz, ihracat 112 milyar doları aştı, diye. İyi ve başarılı. Ama, ithalat da 177 milyar doları aşıyor. 65 milyar dolarlık açık. Bu açığın milli gelire oranı yüzde 12.5. Bu bir rekor.

-Yalçın_DOĞAN- 19.Aralık

--------------------------------------------------------------------------------------------

“NEW YORK’ta kuş pisliğine basarak düşen kapıcı 6 milyon dolar tazminat kazanmış. Bizlerse alışık olmadığımızdan olsa gerek, Isparta’da düşen uçaktaki yolcuların hakkını aramak için gelen ABD’li avukatlara Devlet Bakanı düzeyinde tepki gösterdik.”
Yalçın_BAYER -27.Aralık

--------------------------------------------------------------------------------------------

“Dünya Tarım Örgütü'nün 2005 yılı verilerine göre, dünyadaki 62.3 milyon kovan varlığında Türkiye 4.6 milyon kovan varlığıyla Hindistan ve Çin'den sonra 3'üncü sırada.
Dünyadaki 1.389 bin tonluk bal üretiminde ise Türkiye Çin'den sonra yıllık 82 bin tonluk bal üretimiyle 2'nci sırada. Türkiye'de 140 bin aile arıcılıkla uğraşıyor.

Çok üretiyor, az yiyoruz
Türkiye'de kişi başı bal tüketimi 300-500 gr dolayında. Almanlar ise kişi başına yılda 2.2 kg bal tüketiyor.”
Güngör_URAS -27 Aralık-

--------------------------------------------------------------------------------------------

“..enseyi karartmak istemeyenler; biraz eğlenmek için Yunanistan'daki 2700 yıl önce yapılmış olan Delfi Tapınağı'nın, tarihsel grafiğine şöyle bir göz atsınlar.
* * *
Çok tanrılı dönemlerde gökler tanrısı Zeus'un oğlu olan ve hem çobanların, hem de güzelliklerle sanatçıların tanrısı sayılan Apollon'un, tapınağı olarak yapılmıştı Delfi Tapınağı.
* * *
Delfi Tapınağı'nın içinde bir de ortası delik bir "göbek taşı" vardı.
"Göbek taşı"nın ortasındaki delik, Dünya'nın merkezi sayılıyordu.
* * *
* * *
140 yıl önce arkeologlar, Delfi Tapınağı'nın kalıntılarını gün yüzüne çıkarmaya başladıklarında; bir de neyi saptadılar biliyor musunuz?
Tapınağın külliyesi içinde muhteşem bir tiyatro bulunduğunu.
* * *
Sadece bendenizin ömrü içinde 3 kez bayrağı değişmişti Almanya'nın.
Almanya'yı, geçtiği bütün akıl almaz belalara rağmen Almanya yapan gizli zemberek neydi?
1901'den bu yana çeşitli dallarda aldığı Nobel ödüllerinin 49'u bulmuş olması mıydı?”
Çetin_ALTAN -28.Aralık
---------------------------------------------------------------------------------------------
Fikri Sağlar (Kültür Eski Bakanı);
*Fazıl Say doğru şeyler söylüyor. Sanatçı ruhu ülkedeki değişimin farkına vardığı için böyle bir açıklama yapmıştır.
*Hükümetin kültür politikası olduğunu düşünmüyorum.
*Her sanatçı bir siyasetçidir. Sanatçıyı siyasetten koparmak yanlıştır.
*Türkiye çok ciddi bir şekilde geriye gidiyor.
*Sayın Osman Yağmurdereli sanatçı kimsenin elini öpmez dedi, Ama hiçbir sanatçı da beline ceketini bağlayıp (Adnan Şenses) bir başbakanın önünde göbek atmaz.
*CHP'li olmaktan gurur duyuyorum. CHP ilk zamanların CHP'si değil, gördüğüm kadarıyla artık Deniz Baykal'ın CHP'si.
*Umudun bir ampul gibi değil, projektör gibi olmasından yanayım.
Abbas_GÜÇLÜ 28.Aralık
--------------------------------------------------------------------------------------------

Yüzyıllar önce Lady Godiva, halkı ezen ağır vergileri kaldırması için sürekli kocası Lord Leofric’e yakınır. Halk da bunu bilmekte ve Lady Godiva’yı çok sevmektedir. Karısının şikâyetlerinden bunalan Lord bir gün karısına “Çırılçıplak atına atla ve şehri gez, eğer ki o çok değer verdiğin halk hakikaten dönüp sana bakmazsa ben de o zaman vergileri indiririm” der. Lady Godiva, tereddütsüz bu öneriyi kabul eder ve güvendiği halkı da onu mahcup etmez. Halk atın üstünde çıplak olarak şehri gezen Godiva’ya dönüp bakmaz. Zalim Lord istemeden de olsa vergileri düşürmek zorunda kalır böylece.

Binek Oto Alış Maliyeti
Araç Bedeli 18.558
ÖTV % 37(*) 6.866
KDV Matrahı 25.424
KDV % 18 4.576
Toplam Bedel 30.001
Vergiler Toplamı 11.443
Vergilerin Araç Bedeline Oranı 0,62
Ahmet_KARABIYIK -30.Aralık
--------------------------------------------------------------------------------------------
“”Eski toprak” bir kültüre, bir geleneğe, bir yaşam biçimine, bir ahlak anlayışına sırtını dayamak ve onun kurallarına sıkı sıkıya bağlı olmak demekti.

Bir yaşam eğitiminden geçen ve en önemlisi kendisine saygı duyan insanların başarabileceği bir şeydi bu.

Vitali Hakko da dünyadaki diğer “Eski toprak”lar gibi karşısındaki insanlara, işine gücüne, giyim kuşam gibi hayatın ayrıntılarına, geleneksel ve kurallara bağlı biçimde yaklaşıyordu ama hemen anlıyordunuz ki bu kuralcılık, onun kendine duyduğu saygıdan kaynaklanıyordu.

Kendisinden yaşça çok küçük olanlara bile gösterdiği saygı, aldığı terbiyenin gereğiydi.

Zarif yaşadı, zarif öldü.”
Zülfü_LİVANELİ -30.Aralık
------------------------------------------------------------------------------------------

Babalar gibi satışlara yağmur gibi davalar


7.400, evet yedi bin dört yüz dava. 30 milyar dolarlık özelleştirmeye 7.400 dava açılıyor.

Bu yirmi yıllık özelleştirmenin hukuk bilançosu. Yirmi yılda 30 milyar dolarlık özelleştirme yapılıyor ve buna karşı 7.400 dava açılıyorsa, özelleştirmelerde hukuk artık guguk oluyor. Başka anlamı yok.
Yalçın_DOĞAN -1.Ocak
------------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye’nin düzeni


CUMHURİYET yerine demokrasi; laiklik yerine inanç hürriyeti...

Sivil toplum kuruluşu yerine tarikat...


İlköğretim yerine Kuran kursu...

Öğretmen yerine imam...

Devlet yerine cemaat...

Ulus yerine ümmet...

Anayasa yerine Kuran...

Yasa yerine hadis, sünnet...

Bilim yerine inanç...

Akıl yerine rivayet...

Birey yerine kul...

Gelişme yerine gerileme...

Yaşam yerine ölüm...

Dünyadaki yaşam yerine ölümden sonraki yaşam zırvası...

Hayatın yalan, öteki dünyanın gerçek olduğu aldatmacası...
Yalçın_BAYAR -1.Ocak
------------------------------------------------------------------------------------------

Dünya 2008 için ne düşünüyor?
Avrupalıların yarısı için küresel toplum kötüye doğru gidiyor. % 21’i için ise kötüleşme oldukça fazla.
Avrupa’da görüşler bu derece olumsuzken ABD’de de % 62 oranında toplumun daha kötüye gittiği görüşü hâkim.
Avrupa’da soru sorulanların % 17’sinin en büyük korkusu terör, % 15’inin savaş, % 14’ünün küresel ısınma ve % 14’ünün ise çevrenin bozulması. Karşılaştırma yapıldığında ABD’de manevi çöküntü % 20 ile büyük farkla en büyük sorun olarak görülmekte. Avrupa ancak % 11 manevi çöküntüyü sorun olarak görmekte.
Hızla gelişen ekonomisiyle Hindistan en iyimser ülke durumunda. % 51 küresel toplumun giderek olumlu duruma geldiği düşüncesinde. Buna karşılık Avrupalıların ancak % 20’si, ABD’lilerin % 22’si bu düşünceyi taşıyor.

Türkiye’de en büyük sorun olarak % 27 ile küresel ısınma görülmekte. Yalnızca % 13 küresel toplumun daha iyi günlere gittiği görüşünde, buna karşılık % 72 ilerisi için kötümser düşünceye sahip. Daha kötümser olan tek ülke % 74 ile Yunanistan.
Deniz gökçe -1.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------------

Bu ülke, bu ‘boyunduruktan’ kurtulmalı...
2007’nin ilk günlerinde; 1960’larda ilk imzayı attığımızda ‘ortada bile olmayan ülkeler, ‘şartsız’ tam üye olurken, biz hâlâ’ kapıda sürünüyoruz... Onu da bırakın 2007 Ocak ile 2008 Ocak arasında “nokta kadar” ilerleme yok hatta “gerileme” var...

Nasıl mı ? Hemen arz edeyim;
Yiğit_BULUT -1.Ocak
-------------------------------------------------------------------------------------------

Bir mutfak imparatorluğu


Paris’in yüreğine sapladığı çelik putrellerin üzerinde 1889’dan beri incelerek yükselen Eyfel Kulesi, hem Fransa başkentinin simgesi hem de dünyanın en ünlü kulesidir.

“En ünlü kule” ölçüsü nedir derseniz, ziyaretçi sayısıdır, derim. Eyfel Kulesi’ne yalnız 2006 yılında 6 milyon 719 bin 200 turist tırmanmış, üstelik birinci katına kadar adam başı 4.80 euro, tepesindeki son platforma kadar çıkanlar 12 euro ücret ödemişlerdir.

***


22 Aralık gecesinden beri ister yerli olsun ister yabancı, gırtlağına meraklı seyyahların Eyfel Kulesi’ne tırmanmak için yeni ve lezzetli bir nedenleri var: Kulenin ikinci katındaki Jules Verne lokantasının kepçeleri, artık şef Alain Ducasse’ın sihirli ellerine geçti.
Mine_KIRIKKANAT -1.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------

Siular bağımsızlık ilan ettiler. Dediler ki "Biz, ABD ile yaptığımız bütün antlaşmaları tek taraflı olarak feshettik. Bundan sonra ABD vatandaşı değiliz."
Oturan Boğa ve Çılgın At adlı savaşçıların çıktığı ve en savaşçı kabile olarak bilinen Siular bağımsızlık mücadelesini 34 yıldır sürdürüyor.
Ece_TEMELKURAN -2.Ocak
-----------------------------------------------------------------------------------

23 Aralık 2007

Türbana evet









2007_Aralık_ayı,

Faslı bağımsız kadın örgütlerinin bir numaralı gündemi, mirasta eşit hak elde etmek. Fas’ta mirasta erkeği kollayan İslam hukuku hálá geçerli.

2007 Aralık ayı. İranlı bağımsız kadın örgütlerinin en büyük mücadele konusu, çokeşlilikte birinci eşin rızasını gerektiren eski uygulamaya geri dönülmesi. Yanlış okuduğunu sananlar için tekrar edeyim. Şu anda İran’da çokeşlilik serbest. Oysa bir dönem ikinci eş alınırken birincisinin rızası istenirmiş. Kadınların uğraşı, hiç olmazsa buna geri dönmek için.

İslam hukukunda gerek miras, gerekse çokeşlilik tartışmaları her iki ülkede de İslami referanslarla yapılıyor, laik kadınlar boyun eğmişler. Buna taviz vermek zorundalar. Kuran’ın eşitlikçi yorumu için İslamcı kadınları razı etmenin derdine düşmüşler.

* * *

Birinci eşin izni olmadan ikinci eş alınmasın diye mücadele veren 30 yıllık İranlı arkadaşım anlatıyor:

"Hiçbir şeyin farkına varmadık, sanki bir gecede gelip kafamıza çadoru geçirdiler. Nasıl da uyuduk bir bilsen, İslami rejim ufak ufak sistemi fareler gibi kemirip gelirken... Önce dediler ki, ’Devlet dairelerinde çorap giymeden olmaz’. Kabul ettik. ’Kollar çıplak ise gelinmez’ dendi, ona da eyvallah dedik. Derken ’Çoraplar çok ince, kalını giyilsin’ emri çıktı, derken etek boyları uzadı, derken bol pantolon dendi, makyajlar silindi, ojeler çıktı. Bunların hepsi hayatımıza öyle yavaş hákim olmuştu ki, bir sabah aynaya bakıp kendimizi kara çarşafa bürünmüş görünce nasıl oldu bu diye şok geçirdik."

Arkadaşımın Türkiye yorumu ilginç: Ordunun laikliğin koruyucusu olması size yetiyordu ama bugünkü dünyada orduya sığınmak yetmiyor. Toplum olarak laik refleksleriniz var mı, önemli olan bu.






15 Temmuz 2007

YAPMAK=YAPMAMAK

.
Kendini yeniden yapılandırmak isteyen
kişi ya da kurumun,
kendi iradesi
ve
-Process Maintaining Attitude (PMA) -
çekim alanı arasındaki farklılığın farkına varması
ve
bu farkındalığın bir işareti olarak da belirli bir süre
“bir şey yapmadan durabilmesi”
demektir.
.



.

"Yapma"yı engelleyen aşılabilir nedenlerden başka bir tanesi vardır ki, işte onunla baş edebilmek çok güçtür ve denilebilir ki "yapmak" istemlerinin çoğunun -eğer hepsi değilse- yerine gelmeyişinin sebebi odur.
O da,

Bir işi yapabilmek için gereken imkânların (zaman, akıl, para vs), bir başka işe tahsis edilmiş olmasıdır.
Yani,

"doğru bir işin yapımını engelleyen en önemli neden",

"bir başka işin yapımı"dır.

"Yapmak",

bir başka "yapmak"

tarafından engellenmektedir

.Bu nedenle doğru işler "yapmak" isteyen herkesin ilk yapması gereken,

"bir şey yapmamayı öğrenmesidir".

.

11 Temmuz 2007

Baharı Görmek


Bir bahar günü ,
kör bir adam dilencilik yapıyor.
Dizlerinin dibine bir tabela koymuş. Üzerinde
"DOĞUŞTAN KÖR"
yazılıymış.
Herkes dilencinin önünden geçip gidiyormuş.
Bir REKLAMCI
bunu görmüş. Tabelayı almış arkasına bir şeyler yazmış, olduğu yere tekrar bırakmış.
Ne olduysa olmuş.....
Gelip geçen ve bu tabeladaki yeni yazıyı okuyan herkes, başlamış dilencinin önündeki şapkaya, habire para atmaya....
Bir cümle yetmiş onca kişiyi etkilemeye ve dilencinin şapkasının kısa sürede ağzına kadar parayla dolup taşmasına...
GÜZEL BİR BAHAR GÜNÜ... AMA BEN BAHARI GÖRMÜYORUM...

21 Haziran 2007

PEMBE DOMATES


/pembedomates. diye bir olay var.Nedir nedeğildir?
Ekolojik_tarım” ve “ekolojik yaşam” kavramlarıyla ilişki nasıl başladı…
ALINTILAR;

....Zaire’de Uganda sınırına yakın, her şeye uzak bir yerde yaşadım. Avrupa’da okuyup Afrika’da yaşamakla ilişkisi var. Afrika’da yaşarken kullandığımız şeylerin çoğunun ne kadar lüzumsuz olduğunu keşfediyor insan.....

.....orada hiçbir şey atılmadığı gibi, çok az şey kullanılıyor......

......Günümüzde öngörülü iktisatçıların üzerine düşündükleri kavram gelişme ve büyüme değil; gelişmeme, büyümeme üstüne düşünülüyor artık. Bu 10-15 yıl önce kimsenin aklına gelmezdi. Herkesin diline doladığı moda kavram “sürdürülebilir kalkınma” da şimdi eskidi. Kapitalizm sonsuz olabilir, ama dünya sonsuz değil. Gelişmişlerin tabiriyle gelişmemiş olanlar bunları biliyor. Orada araba yok, ama burada savaş arabaları kullanılıyor şehirde. Bir hayat dersi orada yaşamak......

......Sloganımız, “Türkiye’nin
ORGANİK_TARIM Potansiyelinin Farkında mısınız?” Organik tarımı ulusal politika haline getirmek, Türkiye’yi Avrupa’nın ve bu bölgenin organik tarım ambarı haline getirmek hoş olur.....

Pembe_Domates konusunda birçok kişi oldukça mesafe katetmişler…
Ben yeni duydum…

20 Haziran 2007

KAZIM KANAT ve RAKI SEFASI...





Ders bu ders!...Herkez okumalı.
.
yeryüzündeki en üst mertebe-deniz seviyesinde gibi dursa da-.

KANSER
belasına tutulmuş...
GRRRAM
taviz vermiyor...Allahına kadar moral...Bir de dostlarına yetişiyor...
Ne dostu, herkeze tavsiyeleri var...
Önemlisi duruşu...Ne diyor;
"Burada aslanlar gibi rakımı,kırık kalçamla 2 ay içsem bana yeter,BODRUM kalesine karşı"
Herkez birgün ölecek...Önemli olan dik gidebilmek...
Orhan BORAN da böyle biri...Selam olsun ikisinede...

..

......ÇİĞ_KIRMIZI_SOĞAN Yüzde 98 tıkalı damara sahip olanlar... Bu formülü altı ay deneyin, tıkalı damarlar yüzde 60'a inecektir. Genişletilmiş formül şu: - Günde üç tane acı olmayan kırmızı soğan çiğ yenilecek. - Her gün bir bardak greyfurt suyu içilecek. - 100 gr. karabaş otu, 100 gr. melisa otu (oğul otu), 15 gr. havlican otu, dört litre suda 15-20 dakika kaynatılacak. 24 saat dinlendirildikten sonra sabah akşam birer bardak aç karnına içilecek. Bu formüle 100 gr. çoban çökerten (deve çökerten) otu da katılırsa daha iyi olur.....

..

Bu_arada ;

Halikarnas Balıkçısı Cevat Şakir Kabaağaçlı ve dostları Sabahattin Eyüboğlu, Azra Erhat gibi aydınların başlattığı "Mavi_Yolculuk" koyları birer birer yapılaşmaya teslim ediliyor.

"Bodrum'un Kisse Koyu var ya... Hani imara açılacak o harika koy var ya... Hani canım senin SABAH Pazar'da başlattığın 'KİSSE’yi_kurtaralım!' çığlığın var ya... Kisse Koyu imara açılmayacak.

Bir kez daha "HELAL"sana

Kazım KANAT.

        Helal sana...

..

..

ŞANGHAY LİSTESİ

adıyla bir araştırma yapılıyor her yıl.Dünyanın en iyi üniversiteleri 5 ayrı dalda inceleniyor ve değerlendiriliyor. Türkiye den hiçbir üniversite giremedi bu listeye.
ÖSS geçen Pazar yapıldı.
TV de kızın biri:
”bu hayat meselesi” kabilinden konuşuyor. İş sahibi olmak için Üniversite okumayı zorunlu görmek yanlış.
Okumaysa tabii ki okumalı.
Bilimde ne kadar arkalardayız dünya klasmanında.

..

"Şanghay'daki Jiao Tong Üniversitesi, dünyanın tüm akademik çevrelerinde (Tabii Türkiye hariç!) merakla beklenen "En iyi üniversiteler" araştırmasının 2007 yılı sonuçlarını açıkladı.
"Şanghay Listesi" diye ünlenen klasmanda bu yıl önemli bir yenilik yapıldı: Dünyanın en iyi üniversiteleri genel değerlendirmenin yanı sıra, 5 ayrı dalda da mercek altına alındı: Doğa bilimleri ve matematik, tarım, bilişim ve mühendislik, sosyal bilimler, tıp ve eczacılık.
Söylemeye gerek var mı; 5 listeye de Türkiye'den yine hiçbir üniversite giremedi. Anlamlı bir ayrıntı: Klasmanda onca İslam ülkesinin hiçbirinin de temsilcisi yok. Buna karşılık İsrail'den 4 üniversite yer alıyor. Üstelik 3'ü ilk 50'de, biri de ilk 100'de."
-
"Mali ve akademik özerkliğin olmadığı; özerklikten vazgeçtik akademik özgürlüğün bile bulunmadığı; akademik özgürlükten de vazgeçtik, hem öğretim üyelerinin, hem de öğrencilerin düşünce özgürlüğünün kısıtlandığı; Türkiye'nin çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmasında öncülük ve önderlik etmesi gerekirken tam tersine çağdışı bir anlayışa mahkum edildiği üniversitelerimizden nasıl akademik ve bilimsel performans bekleyebiliriz?
Özgür düşünce yerine itaatbiat anlayışının egemen olduğu, medrese anlayışının devam ettiği kurumlarımızdan nasıl fikir üretmelerini isteyebiliriz?"

..


Hukuksuz,

sağlıksız,huzursuz ve de eğitimsiz…
Hiç kaynak ayrılmıyor bu işlere…67 ci gaspını yapan çocuğu anında salıyor sistem…

Polise acayip güç kullanma yetkisi geri verildi…

Polis eğitimli mi? Adam karısını kesiyor polisin önünde polis ne yapması gerektiğini bilemiyor…Bilhassa bu noktaya ülke olarak getirildiğimizi düşünüyorum…

Bulanık su...Görüş uzaklığı sıfır mt...

Ortam "istediğini yap" ortamı...
Bilime kaynak ayrılmıyor…Bilgiyi sallayan yok...Herkez üniversiteye gitmeye meraklı...

Meslek okulları meslek sahibi olmak için gerek...
Bu kimsenin umuru değil…

Nanoteknoloji 10 yıl içinde dünyadaki tüm sistemi değiştirecek ,kimsenin umuru değil…

”Nano” çalışmalarında İsrail %45,yunanlı %10 çaba gösteriyor .

Vatanım sıfır abi…
Bakan;

”Daha önce de böyle sıcaklar oldu,daha önce de kuraklık oldu, sonra geçti…Uydusu yok ne yapsın!…
Radyasyon yiyenlerini gördük...
Seçim vakti;

Ağar TV de “Benzin 1 doların da altına inecek”diyor.

Uzan 1 dolar dedi ya.“Kim ne veriyorsa 5 fazlası yöntemi…Çalışırmı
Valla, utanıyorum ama çalışacak gibi…

10 Haziran 2007

BATILI BENLİĞİMİZ


..

“Zaman,
ağır tunç çanların tok vuruşlarıyla
kar dağları gibi kayarak üstüme yıkıldı.”



..

BATILI_BENLİĞİMİZ
“Müslüman kalabilirsin ya da başka bir dinde; ama beni yakalamak için değişmelisin dostum. Dilini değiştirmelisin önce. Yüksek ortamlarda benim dilimi kullanmalısın. Benim dilimi ikinci dil ya da yabancı dil olarak öğrenmen yetmez. Kendi dilin yabancı kalmalı, hatta neredeyse etnik bir dil; benim dilim ise yüksek ortamlarda anadil olmalı.”

..




ve Türkçeyi geliştirebilmek için bir çaba gösterilmiyor.
Hiçbir konuda olduğu gibi Türkçe için de bir "politikası"yok devletin.



Kuzey Irak tan bir kürt vatandaş "Türkiye nin Bir Kürt Politikası yok"dedi,
acı dedi!...



..
Einstein İngilizce düşünmeye çalışsaydı?
Einstein'ın Rölativite Teorisi'nin orjinali İngilizce mi? Almanya'nın Ulm kentinde doğan ve Alman vatandaşlığının ardından İsviçre ve sonunda ABD vatandaşlığına geçen Einstein'ın anadilinin ve orijinal teorilerinin hepsinin Almanca olduğunu biliyoruz.
Ana dilinde düşünebilen ve soruları yargılayabilen Einstein buna bir de kendi düşünce ve ufkunu ekleyince aynı konularda çalışmalar yapan kendi döneminin bilim adamlarının hepsini geçmiş ve adını tarihe yazdırmıştır. İngilizce düşünmeye çalışan bir Einstein bugün tarih sahnesinde silinip gidecek bir bilim adamından öteye gidemezdi.






..



Haziran ayı ortalandı bile.Bana göre kış geliyor.12 gün sonra günler kısalacak,yanlışmı yani!..







Diyeceğim ,daha tadamadık KARPUZ u.





..







"Babam iki tek atınca
Hadi seni karpuzlara götüreyim, derdi
Karpuzlar Gebze'de oturan kızlardı
Annem kızarır, kızar Bey çocuk daha küçük, der
Mutfağa gider ağlardı
Babam karpuzdan anlardı!...

" Cevat Çapan...



.



Küresl çarpıklık iyi de daha ısnmadı şöööle iyice, hani KARPUZ diye tutturalım. Kiraz dayız henüz !...



..



"Neden güler bir karpuz ansızın Bağrına saplanınca bir bıçak..."
Pablo NERUDA







...ne güzel tasfir etmiş !..












Sakal


Hanginiz bilir,


benim kadar,Karpuzdan fener yapmasını;


Sedefli hançerler, üstüne,Gülcemal resmi çizmesini;


Beyit düzmesini;Mektup yazmasını;Yatmasını,Kalkmasını;


Bunca yılın Halimes'iniHanginiz bilir, benim kadar,Memnun etmesini?


Değirmende ağartmadık biz bu sakalı!


O Neruda ise al sana,bu Orhan VELİ!...

-"Birisi öldü mü Ahmetçiğim, diyor, hep böyle olur, birden herkes gençleşir".

...


....Arabanın sahibi ceza kesmekte olan polise bir şeyler anlatmak için çırpınıyordu. Yanlarından geçerken duydum, yalvarırcasına şunları söylüyordu: "Ağabey, idare et n'olur... O da kırmızı, bu da kırmızı..." İstanbul trafiğinde yaşanılan gündelik komedi sahnelerinin en yaratıcılarından biri olan manzara şuydu: Arızalanan arabanın sahibi bagajında taşıdığı karpuzu ortasından kesmiş, reflektör yerine kullanmıştı!....